anasayfa   
şiirler
yazılar
e-kartlar
slaytlar
kadınca
komikler
linkler
iletişim

anasayfa şiirler yazılar e-kartlar slaytlar kadınca komikler linkler iletişim

                                                                             O ARTIK YOK

   O artık yok. Bana bıraktığı güzel anılardan ve bu mektuptan başka bir şey bırakmadan gitti. Söz vermişti.
- Geri geleceğim sana. Bekle beni.
- Söz mü?
- Söz.
   Hani güzel kız verdiğin sözü tutmadın. Ben hala seni bekliyorum. Bırakıp terk ettiğin bu şehirde hala seni bekliyorum. Bana bıraktığın bu mektup var ya hep kalbimde. Aynı sen gibi taşıyorum onu. Kutsal emanetinmiş gibi. Bana gözlerinle söylediklerini, kulaklarımla duymadıklarımı okuyorum. Her özlediğimde seni o satırlara sarılıyorum. Aklıma düştün, yüreğime düştün. Seni çok özledim. Hadi bir kere daha konuş benimle. Yaşarken hiç aşkım dememiştin. Hadi bir kere daha aşkım de bana.

“                                                  Merhaba Aşkım,
  Seni ilk gördüğüm günü aynı heyecanla anımsıyorum. İlk defa kalbim çarpmış ve gözlerine dalıp gitmiştim. Gözlerin engin denizler gibi dingin ve huzurluydu. Çok kısa süren tanışma faslını aslına bakarsan hatırlamıyorum bile. Çünkü ben o anda gözlerinin denizinde yolculuğa çıkmıştım. Aniden yolculuğu bitirmem gerekmişti. Çünkü bana – sana daha öncede söylemiştim- “başkalarını ve kendini üzme” denmişti. Sebebini biliyorsun bitanem. Mücadele etiğim- ki beklide senle tanışıncaya kadar etmediğim- hastalığım var. Seni duyar gibiyim.

-Hay şu hastalığına, bırak artık ve yaşa ya, diyeceksin.

   Hep aynı tepki. Ben artık biliyorsun vazgeçtim sana açıklamalar yapmaktan. Neyse bende hiç üzmedim başkasını da kendimi de. Gönül kapılarımı bir genç kızın yaşayabileceği her türlü duyguya kilitledim. Bedenimin ve ruhumun iflas ettiği dönemlerde tanıdım seni. Gözlerinin yumuşaklığı ile kalbime akan ılıklığın anlamını bilemedim önce. Zamanla –ki zaman dediğim belki 10 gün ancadır- bunun aşk olduğunu anladı. Hani bana “Aşk nedir sence?” diye sormuştun. Bende sana bana verdiğin gülü uzatmıştım. “Aşk bu güldür” demiştim. Şaşkın gözlerle bana bakıp “Nasıl yani?” demiştin. “Bazı aşklar vardır. Gülü tutan elde kokusu kalır ya aynı onlar gibidir. Yani geçici. Onlar sahte aşklardır. İnsanın kendisini aşık sanmasıdır. Asıl aşk ise gülü dikeniyle, kokusuyla birlikte tutabilmektir.” demiştim sana. Çok hoşuna gitmişti. “Anladım aşkım” demiştin. Benden de sana aşkım dememi beklemiştin biliyorum. Ama kalbim aşkım diye bağırsa da hiçbir şey diyemeden gülümsemiştim.
   Bana evlenme teklif etiğin günü anımsıyor musun? Pat diye benimle evlenir misin? diye sormuştun. Yaşadığım şoku hala sana anlatabileceğimi sanmıyorum. Zor duyulur bir sesle  “Hastayım, fazla zamanım yok. Elimizdeki zamanı daha çok acı çekmek için harcamayalım.”
  Sonra sana baktım, okyanusuma daldım. Gördüm ki sen beni dinlemiyorsun bile. “Beni seviyor musun?” dedin usulca. Cevap vermedim. Sinirlendin. “ sadece buna cevap ver. Seviyorum ya da sevmiyorum diyeceksin.” Burada bir şeyi itiraf etmeliyim sen böyle kesin konuştuğun zamanlar hep ürkmüşümdür. Sende bunu biliyordun ve beni konuşturmak istediğinde hep bu şekilde konuşuyordun. Bunu anlamadım sanma. Anladığımı bilesin diye bak buraya yazıyorum aşkım. Sana geri döndüğümde bunu yeneceğim göreceksin bitanem.
  Neyse soruna mutluluk ve üzüntü karışımı bir ses tonuyla “Evet seviyorum.” dedim. “O zaman mesele kapandı.” dedin. Zaten hiç beni dinlemiyorsun ki. Tekrar aynı konuşmalar geçti aramızda. En son sana benim acılarıma, hastalığıma dayanamazsın. Çok üzülürsün dememle birlikte sende bir sinir patlaması olmuştu hatırladın mı? O kadar hızlı konuşuyordun ki çoğu söylediğin kelimeyi anlamakta zorlanmıştım. En son “ benim yerime karar vermekten vazgeç. Kendi kararlarımı verebilecek yaştayım.” deyip gittin yanımdan. Tam bir şok halinde bakıp kalmıştım arkandan. Üzgün bir şekilde kalbimde sen, eve gittim. Senden gelen mesaj bir şok daha yaşatmıştı bana. Mesajında “ neye dayanıp dayanamayacağıma ben karar verebilirim. Seninle yaşanacak bir günüm varsa bunu yaşamak istiyorum. Dediğin gibi beni seviyorsan yarın elimi uzattığımda tutarsın elimi. Birlikte dayanırız tüm acılara.” O anda gözlerimden akan yaşları iyi ki görmedin. Yoksa çok kızardın. Karmakarışık duygular içinde kalmıştım. Bir yandan nasıl oldu da böyle bir yolculuğa çıktığımı sorguluyordum bir yandan da birlikte ne kadar ilerleyebilirdik sorusuna cevap arıyordum. Zaman ikimizin de düşmanı olmuştu. Peki dedim, kendi kendime. Bir günümüz varsa yaşayalım. Gidebildiği yere kadar gider. Gidemediği yerde yaşanan bunca acıya bir de senden gelen eklensin ne olacaktı ki?
   Ertesi gün yanıma gelişini hatırlıyor musun? Kendinden emin görünüyor olmana rağmen yüzünde yorgunluk vardı. Gözlerimin içine baktın, gene kayboldum o güzel gözlerinde. Elini uzattın. Belkide hayatımda ilk defa cesurca bir iş yaparak elimi uzattım. Bakışlarımızda mutluluğu yakalamıştık.
   Öylesine zaman doldurduğum bu dünya da yaşadığım en büyük sürpriz sendin aşkım. Senin aşkın sanki her şeyi silecek gibi geliyordu bana. Bazen hiç konuşmadan öyle birbirimizin gözlerine bakarak oturduğumuz anlar geldi aklıma. Tüm sevgimizi, aşkımızı o bakışlarla aktarıyorduk birbirimize. Ve yasakların vardı. Asla umutsuzluk yok. Mutlaka ilik nakli yapılacak. Uygun ilik bulunacak aramaktan bıkmak yok. Ölüm lafı yasak. Ölüm geldiğinde aklıma seni düşüneceğim ve yaşamak için elimden geleni yapacağım. Sen son cümleyi dediğinde bilmem farkında mıydın ama bir an irkilmiştim. Ölüm eşittir sen. Yani aşkım, ruhum, birtanem. Hiç olur muydu? Ama o kadar çok çırpınıyordun  ki bana moral vermek için sessizce başımla onaylıyordum sadece seni.
  Şimdi bir hastane odasında senle yaşadığım her anı tekrar yaşıyorum. Seni çok özledim. Hâlbuki yanımdan ayrılalı çok olmadı ama özledim işte seni, özledim…
  Canımın içi, seninle dolu güzel günler devam eder mi bilmiyorum? Bu mektup eline geçerse başaramadım demektir. Dün sana ellerim ellerinde, yüreğim yüreğinde gözlerim gözlerindeyken söz verdim.
- Geri geleceğim sana. Bekle beni
- Söz mü?
- Söz.
Söz aşkım. Sana geri geleceğim. Bak umutsuz değilim. Seninde sözün vardı. Bakalım ben uyandığımda ilk seni görecek miyim? Geldiler işte aşkım. Ameliyat için hazırlanmam gerek. Buna da kızacaksın biliyorum. Ameliyat saatini yanlış demişim sana. Arayacaklar seni ve çağıracaklar yanıma. Gene ben uyanınca ilk seni göreceğim.
  Son bir şey daha aşkım, eğer sana geri gelemezsem inatçılık yok. Hayatına devam edeceksin. Seveceksin, sevileceksin. Şimdi duyar gibiyim seni. “Erkeklerin işine karışılmaz. Sana ne ister severim ister sevmem. Hayat benim değil mi?...” Arka arkaya sıralarsın artık cümleleri. Artık veda vakti. Hoşça kal aşkım. Uyanınca görüşürüz. Umarım…
                                                                                                                                                                                                                                                           Aşkın, Bitanen.”

    Söz verdin bana, söz dedin. Nerdesin şimdi ha söyle. Bak ben hala seni bekliyorum. Hala senin sözlerinle avunuyorum aşkım. Bir gün bile olsa razıyım gel, beraber o bir günü hiç konuşmadan göz göze geçirelim. Dayanamıyorum hasretine. Ruhumu güzelleştiren  çiçek, bak son kez söylüyorum. Sen gelmezsen ben geleceğim bilesin...                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           KATRE

geri